Çocuklarımız

Çocuklarımız...

Irak-İran savaşı sırasında, Irak' ta dörtbuçuk yıl yaşadım. O kadar kıtlık vardı ki, insanlar ana
gıda maddelerini bile güçlükle temin edebiliyorlardı. Diğer yandan; çocuklar için gerekli herşey
vardı. Çocuk bezinden tutunda mamaya, ithal oyuncaklara kadar.. Ve bunlar çok ucuz fiyatlarla
halka satılıyordu...Yani devlet sıkıntı içinde olmasına rağmen, çocuklara önem veriyor, hertürlü
ihtiyaçlarını karşılıyordu.
..Ve bizim çocuklarımız....
İyi bir aileden dünyaya gelmişlerse eğer, şanslı cocuklar sınıfına giriyorlar (tabii bu da tartışılır),
ama ya tersi olursa, ya da kimsesiz kalırlarsa, devlet onlara ne kadar sahip çıkıyor? Bizler ne
kadar yardım ediyoruz? Hepimiz bir çarkın içine girmiş, dönüp duruyoruz...Etrafımızda olup
bitenleri görsek bile, çoğu zaman ya işlerimizin çokluğundan, ya maddi imkansızlıklardan, ya da
sadece bulaşmamak için ilgilenmiyoruz, ilgilenemiyoruz.

Çoğumuz kabul etmesekte geleceğimiz onların elinde..Herbiri bizi simgeleyecek.
Bazen öyle çocuklarla karşılaşıyorum ki, hayretler içinde kalıyorum. Tam büyümüş te küçülmüş
denilenlerden..Bazen de yol kenarlarında ellerinde tinerli bezleri koklayan cocuklar görüyorum..
Ama hepsi saf, hepsi temiz..İnsan sevgisini, yardımseverliği, dürüst olmayı bizlerden öğreniyorlar.
Aynı şekilde, yalanı, ikiyüzlülüğü, hırsızlığı da bizlerden öğreniyorlar..

Adı Dağkan olan bir çocuk tanımıştım birzamanlar. Şirin mi şirin 4.5 yaşlarında bir oğlan
çocuğu... Bir gün; bütün çocuklar bahçede toplanmış saklambaç oynuyorlardı. Dağkan çok
küçük olduğu için onu oyuna katmamışlardı. O da küsmüş bir kenarda oturuyordu..
Yanına gittim, ona;
--Neden sen de oynamıyorsun?dedim.
Ağlamaya başladı:
--Ben hiç saklambaç oynamadım, nasıl oynanıy bilmiyoyum diye, beni oynatmıyolaaar!! dedi..
Diğer çocuklarla konuşup onu da oynatmalarını söyledim. "peki" deyip, Dağkan'ı da oyuna
aldılar..
Dağkan bir süre oynadı, sonra çocuklara:
--Bende ebe olmak istiyoyum!! demeye başladı..
Çocuklar:
--Nasıl ebe olunur bilmiyorsun, o zaman sen şimdi saklanma, bak Ali nasıl ebe oluyor onu izle,
sonra da sen ebe ol .. dediler.
Dağkan büyük bir dikkatle Ali'yi izlemeye başladı.Ali üşütmüş çok öksürüyordu..Başladı
saymaya:
--Bir iki üç..-öhhö öhhöö- dört beş altı -öhhö öhöö- yedi öhöö....
Daha sonra ebe olma sırası Dağkan'a geldi.. Bende merakla izliyordum bakalım ne yapacak?
diye..
Dağkan ayni Ali'nin yaptığı gibi kolu ile gözlerini kapatıp, duvara yüzünü dayadı ve başladı
saymaya:
--Biy iki üç..-öhhö öhhöö- döyt beş altı -öhhö öhöö- yedi öhöö....

Çocuklarımız bizden aldıklarını bize geri veriyorlar, eğer iyi şeyler almak istiyorsak, iyi şeyler
öğretelim, onlara sahip çıkalım...

Siyah İNCİ