Dostlar Beni Hatırlasın..

Geçenlerde Tv de bir film izliyordum. Filmin başrol oyuncusu kadın; eğer ölürse arkasından ağlayacak kimsenin olmadığını söylerken gözyaşlarını tutamıyordu..
Bir an düşünmekten kendimi alamadım, acaba ben aniden ölürsem, arkamdan kaç kişi ağlardı diye?
Bilemedim gerçekten de..ailem, yakın arkadaşlarım üzülürler tabiki..
Zaman denilen, geçip gitmesine engel olamadığımız kavramın beni unutmalarına yardımcı olacağı kesin ..
Sonra daha derinlere daldım..
Şimdiye kadar ne gibi hatalar yaptım, kimleri üzdüm, farkında olmadan, istemiyerek kimleri kırdım diye?
Telafisi imkansız hatalar yaptım mı?
Sonuçlarından ders aldım mı?

İnsan hatalarıyla yaşıyor, eleştriliyor.
Ve dürüstlüğüyle, cana yakınlığıyla, iyi kalpliliğiyle seviliyor.
Yaptığımız yanlışlıkları kabul etmek, özürdilemek ayrı bir meziyet elbetteki. Ama öyle durumlar olur ki, özürdilemenin de bir anlamı yoktur.
Kırılanları yapıştırmaya uğraşıp bunu başarsak bile, eskisi gibi olmayacağını biliriz..

Siz hiç düşündünüz mü? Özeleştri yaparmısınız arasıra?

"Yaşadın mı büyük yaşayacaksın.
Irmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey hayata sunulmuş bir armağandır."

Bu satırlar ne kadar doğru?
Dolu dolu hayatı yaşayacağım derken, insanları, dostlukları silip atacakmıyız? Elbette ki hayır.
Özveri olmayan bir yaşamdan tat almanın imkansız olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca insanları sevdiğimizi, onlara değer verdiğimizi yaşarken söylemeliyiz.
Arkasından ağlamanın ona getireceği hiçbir yarar yok ki..Sevildiğini bilmek herkesin hakkı..
Ancak böyle olursa; başımız sıkıştığında, üzüntülerimizi paylaşmak istediğimizde, kime gidebileceğimizi bilebiliriz.

Aşık Veysel'in yaşamı sıkıntı ve fakirlik içinde geçmiş.
Öldükten sonra kıymetini anladık. Neden?
Devlet, hanımına maaş bağlamak istediğinde kadının verdiği cevap beni çok üzmüştü ..
"Biz yokluk içinde senelerimizi geçirdik, Aşık Veyselin gözleri görmüyordu, öylece de göçüp gitti..
Yaşarken kıymetini bilemediniz. Şimdi de bana vermek istediğiniz parayı istemiyorum" deyip reddetmişti.
Zavallı diye düşündüğüm kadın, gözümde bir anda büyümüştü. Helal olsun dedim..Çok ihtiyacı olduğu halde verileni reddetmişti.

DOSTLAR BENI HATIRLASIN

.....Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han konan göçer
Ay dolanır yıllar geçer
Dostlar beni hatırlasın
Can bedenden ayrılacak
Tütmez baca yanmaz ocak
Selam olsun kucak kucak
Dostlar beni hatırlasın
Ne gelsemdi ne giderdim
Günden güne arttı derdim
Garip kalır yerim yurdum
Dostlar beni hatırlasın
Açar solar türlü çiçek
Kimler gülmüş kim gülecek
Murad yalan ölüm gerçek
Dostlar beni hatırlasın
Gün ikindi akşam olur
Gör ki başa neler gelir
Veysel gider adı kalır
Dostlar beni hatırlasın
ASIK VEYSEL

Evet... Aşık Veysel bu dizeleri söylerken, yıllar sonra bu dizelerin dilden dile dolaşacağını biliyormuydu dersiniz?
Elbetteki hayır..
Tek göz odasında, sıkıntılar içinde geçirdiği yaşamının son yıllarında fakirlik içinde hayata veda etti.
Şimdiyse şiirlerini bilmeyen, Aşık Veysel'i tanımayan yok..

İnsanları öldükten sonra değerlendirmek ne kadar kötü. Elbetteki hatırlanmak, unutulmamak güzel.. Ama; ya giden insan bunu hiç bilmiyecekse? O zaman onu hatırlamanın ve onun için üzülmenin faydası kime?
Yaptığı eserlerin beğenildiğini hiç bilmeyecek bir sanatçı ne kadar verimli çalışabilir?
Sevildiğini, değer verildiğini hiç bilmeyen bir insan ne kadar mutlu olabilir?

Barış Manço.. Son örneğimiz..Öldükten sonra olanları hepimiz biliyoruz. Acaba sağken, böyle büyük bir sevgi seli ile karşılaşsaydı ne yapardı? Eminim çok mutlu olurdu..

Örnekler o kadar çok ki..
Neolur sanki insanlara sevdiğimizi söyleyebilsek.
Neolur değer verdiğimizi yaşarken belli etsek...



Deniz Akbulut