Ilham Perileri

Uzun zamandır bana soruyorlar:
Neden yazmıyorsun? çok ara verdin, yaz artık diyorlar..
Bende bu sözleri, "ilham perilerim bu ara benden uzaklar" deyip geçiştiriyordum.

Oysa yazacak o kadar çok şey var ki..
Ama elim varmıyor, canım istemiyor...

Mesela; Bolu valisini yazabilirdim.
Bunalım geçiren depremzede bir genç kızın ağzına, elinin tersi ile vurarak onu susturmaya çalışırken, halkın ağzına vurduğunun bilincinde olamayacak kadar basit düşünen biri olduğundan bahsedebilirdim.

Veya İTU'nun bugün yaptığı basın toplantısındaki;
Bundan böyle binaların incelenmesinin ücrete tabi olacağını, konuşmalarının arasına sokarak, küçücük bir şeymiş gibi bahsetmelerini anlatabilirdim.

Veya bu sabah tv yi açtığımda duyduğum ilk haber olan, Düzce'de çadırların tüp patlaması sonucu yandığını, bir bebeğin ağır yaralandığını..Bebeğin ölümle pençeleşmesinden kimlerin sorumlu olduğunu sorabilirdim.

İstanbulda'ki deprem riskinin artmasının açıklanması,
burada yaşayan halkın girdiği psikolojik bunalımlardan bahsedebilirdim.
İnsanlar İstanbuldan kaçıyor. Yetkillerin dediği gibi halk depremle yaşamayı öğrenemiyor. Çünkü yaşadıkları, çalıştıkları, alışveriş yaptıkları binalara öğretemiyorlar depremle yaşamayı..

Evet..Ben bu satırları yazarken bebeğin öldüğü haberini duydum...Üzüldüm, hemde çok...
Daha ne canlar vereceğiz? Nice bebekler, nice ana babalar yitirdik...
AGIT'i yaşadığımız bu günlerde böylesi olaylar, daha ilerlememiz gereken çok uzun yol olduğunun bir göstergesi değil mi?

Birkez daha yaşamımızın ne denli şansa bağlı olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum.

Dileğim; üzüntüsüz, acısız, korkmayan, susturulamayacak bir toplumun, artık ben burdayım demesi...




Deniz Akbulut