![]() |
Düşünün, çok sevdiğiniz birini yitirdiniz..
O an öyle büyük bir üzüntüye kapılırsınız ki, sizin için zaman adeta durur
ve hatta geriye almak istersiniz onu...
Ne çare ki bu mümkün değildir.
Eceli ile kaybettiklerimiz için, elimizden hiçbirşey gelmez.
"Allah sevdiği kulları yanına alırmış" sözü ile avunmaya çalışırız.
Ya yaşarken kaybettiklerimiz?
Gururumuz yüzünden tekrar kazanmaya çalışmadıklarımız?
Sebep ne olursa olsun, sevdiğimiz birini yitirdiğimiz anı asla unutmayız.
Ama hayatımız devam eder...
Buna mecburuzdur, çünkü başka sevdiklerimiz vardır, bizi sevenler vardır..
Onu unuturmusunuz?
Hayır..
Yüreğinizde; onu ve onu yitirdiğiniz anı tüm acısıyla herzaman
hissedersiniz.
Ya da bir hata yaptınız, sonuçları sizi fazlasıyla etkileyebilecek bir
hata..
Bunu farkettiğiniz an kendinizi cok kötü ve güçsüz hissedersiniz..
Ama olmuştur bir kere, ne kadar geriye dönmek isteseniz de mümkün değildir.
Yaptığınız hatanın sonuçlarına katlanmak durumundasınızdır artık..
Telafi etmeye çalışırsınız, kırılanları yapıştırmaya uğraşırsınız..
Belki bunu başarabilirsiniz, ama asla ilk haline döndüremezsiniz.
Böylesi bir hatayı asla unutamazsınız...
Birde unutamadığımız güzellikler vardır.Ya da çok mutlu olduğumuz anlar..
Mesela şu anda deniz kıyısında, şezlogna uzanmış,
derinden gelen bir müzik sesi ile birlikte,
günbatımını izlediğinizi hayal edin..
Kim böylesi bir anı dondurmak istemez ki?
Ya da; dörtgözle beklediğiniz bir haber olduğunu düşünün.
Bu; uzun zamandır hayalini kurduğunuz bir işe kabul edildiğiniz,
veya dünyaya gelmesini sabırsızlıkla beklediğiniz bebeğinizin, kulağınıza gelen ilk ağlama sesi olabilir..
Nasıl unutabiliriz ki böyle anları?
Hele aniden geliveren, hiç beklemediğiniz ve duyduğunuzda sizi havalara zıplatacak kadar sevindirici bir haber aldıysanız
bu anı hiç unutabilir misiniz?
Bize; böylesi yoğun duygular yaşatan olaylar ve kişiler herzaman hayatımızın bir parçası olarak kalırlar..
Bazılarını unutmak istesek bile, onların herzaman kalbimizin bir köşesinde yaşadıklarını biliriz.
İnsanoğlu; duyguları bu kadar yoğun yaşıyor ve olaylardan bu denli etkilenebiliyorsa,
sorarım size: dün için tasalanmak ya da yarın için endişelenmek niye?
Yarını bugünden kontrol altına alabilirmisiniz?
Güneş yarın da doğacak elbette..
Ama pırıl pırıl mı doğar, bulutların arasından mı çıkar bugünden bilemezsiniz ki..
Zamanın durduğu anları kalbimizin bir köşesinde saklayalım, onları unutmayalım.
Öte yandan, günü yaşayalım yeni sevinçler, yeni üzüntüleri ile birlikte..
Sözlerimi "güle güle" filminden bir alıntı ile bitirmek istiyorum.
İki yakın arkadaşın konuşuyorlar;
--Zaman geçiyor..
--Hayır,zaman duruyor, biz içinden geçiyoruz...
![]()