Sokak çocukları...

Uzun bir aradan sonra, merhaba!!
Sizleri gülümseten bir konu ile başlamak isterdim yazılarıma..

Fakat dün gördüğüm manzara beni gülümsetmekten öte, üzüntü içine soktu..
Arabaların tam ortasında, işlek bir caddede, belden aşağısı çıplak, 4-5 yaşlarında bir erkek çocuğu dileniyordu.
Karnında, neredeyse baldırlarına değecek büyük bir ur gözüme çarptı. İçim cız etti. Az ilerdeki polisler ilgilenmiyordu bile çocukla..

Sokak çocukları...
Evet onlardan bahsetmek istiyorum..
Tiner çeken, dilenen, kalabalık caddelerde kağıt mendil, sakız gibi şeyler satan cocuklardan...
Dilenen çocuklarda ilk bakışta göze çarpan bir sakatlık vardır mutlaka.. Ya bacaklarında, ya da kollarında..
Sanki özellikle sakatlanmış gibi..


"Hayata dair el kitabı" ında derki,""Çocuk satıcılardan bir şeyler satın alın..Yüzündeki gülümsemeyi görmek herşeye değer..""
Yıllardır hep, çocuklardan bir şeyler alırdım. Dilenmek yerine, çalışmaya teşvik etmek amacıyla..
Şimdiyse bunu yaptığımda 6 ay hapis cezası ile karşı karşıya kalacağımı biliyorum. Yeni yasa böyle diyor..
Sizce bu sokak çocuklarını korumak mı oluyor?
Elbette ki hayır!
Onları sokaklardan toplayıp, yatacak yer verebiliyormuyuz?
Tinerci cocuklarla nasıl mücadele ediliyor? Istanbulda her yerde bu cocuklara rastlamak mümkün. Ben görebiliyorsam, niye yetkililer göremiyor?
Veya gördüklerini ne yapıyorlar, yakalayıp cezalandırmak yerine onlara sıcak yemek, barınacak yuva temin edebiliyorlar mı?
Hayır!

En basitinden depremde evsiz,annesiz ve babasız kalan çocuklara ne kadar sahip çıkıldı?
Depremin hemen sonrasında, Psikolog Jülide Sevim'in tv de yaptigi konusmayi dinlerken çok üzülmüştüm..
Her zaman soğukkanlı oluşu ile tanıdığım Dr. Sevim olaydan o kadar etkilenmiş ki, anlatırken elleri titriyordu.
Şöyle diyordu Dr Sevim;
""Orasi ölüm kokuyor! Döndüğümde yıkandım, yıkandım, yıkandım.. hala üzerimdeki kokuyu atamadım gibi.. Sanki bu koku üstüme sindi..
Değil çocuklar, biz büyüklerin bile ruh sağlığı tehlikede.
Çocukların felaket bölgesinden derhal uzaklaştırılması gerektirtiğini, maddi yardımın yanı sıra ruh sağlıklarının düzelmesi ve bu felaketin onlara mümkün olduğunca çabuk unutturulması gerektiğini anlatıyordu..

Aradan bir yıl geçti.
Ne yapıldı?
Bütün çocuklar mutlu mu?
Elbette ki Hayır.
Onlar hala yiyecek ekmek bulmakta zorlanıyorlar.
Kimi evsiz, kimi okulsuz, kimi aç..

Geçen ay Umut adında bir çocuk Reha Muhtar'a yazdığı mektubu ağlaya ağlaya okudu tv de.. İnanın o ağlarken bende ağladım..

Biz geleceğimizi ellerine teslim edeceğimiz bu çocukları şimdi koruyamazsak, mutlu olmalarını sağlayamazsak, onlardan ne bekleyebiliriz ki?

Ne yapıyoruz onlar için?
Hiç birşey..
Sedece yasalar koyuyoruz onları korumak adına..
Derin dondurucu içine çocuk kapatan insanlara ceza vermek yerine, o küçük ellerin; bir lokma ekmek parası kazanmak amacıyla sattıklarını alanlara "6 ay hapis cezası" koyan yasalar..

Herkese mutlu, sağlıklı bir gelecek diliyorum..


Deniz Akbulut